2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Yargıcı Navanethem Navi Pillay, ülkesi Güney Afrika'daki apartheid rejimine karşı mücadelede uluslararası toplumun rolüne dikkati çekerek, Filistinlilere yönelik ihlallerin son bulması için de benzer toplumsal baskıya duyulan ihtiyacı vurguladı.Barışı ve uluslararası hukuku geliştirme çabaları dolayısıyla 9 Ekim'de 2026 Nobel Ödülü'ne layık görülen Pillay, AA muhabirine verdiği röportajda, Güney Afrika'da apartheid rejimine karşı mücadeledeki deneyimlerini paylaşarak Filistinlilerin mücadelesiyle benzer yönlerine dikkati çekti.Apartheid döneminde Güney Afrikalı avukatların, uluslararası kamuoyunun dikkatinden uzakta tek başlarına mücadele yürüttüklerini belirten Pillay, "Dürüst olmak gerekirse dünyanın geri kalanı bize hiç dikkatini vermedi." dedi.Pillay, ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) komisyonunun kanıt toplayarak bulgularını uluslararası kamuoyuyla paylaşmasının, o dönemde siyahi Güney Afrikalılara büyük katkı sağlayabileceğini söyledi.Uluslararası topluma Güney Afrika'da apartheid rejiminin sona ermesine katkı sağlayan kolektif eylemlerden ve ekonomik yaptırımlardan ders çıkarma çağrısı yapan Pillay, "Filistinlilerin 90 yılı aşkın süredir özgürlükleri için mücadele ettikleri göz önüne alındığında, uluslararası toplumun göstereceği ilgi ve desteğin onlar için büyük bir anlam taşıyacağını düşünüyorum." diye konuştu.Pillay, böylece Filistin halkına "Yalnız değilsiniz.
Doğru bilgiler paylaşıldıkça gerçekler gün yüzüne çıkacaktır." mesajının verileceğini söyledi.Uluslararası topluma Filistin'e destek çağrısıFilistinlilerin yaşadığı mağduriyetin temel nedenlerini tespit etmenin önemini vurgulayan Pillay, geçen yıl başkanlığını yaptığı BM komisyonunun, İsrail işgalinin çatışmalara neden olduğu yönündeki tespitine işaret etti.Pillay, hükümetlerin uluslararası barışı ve adaleti sağlama sorumluluklarının önüne giderek daha fazla kendi siyasi ve bölgesel çıkarlarını koyduklarını söyledi.BM Güvenlik Konseyinin (BMGK), barış gücü operasyonları, soruşturma komisyonları, arabuluculuk ve ekonomik yaptırımlar dahil olmak üzere ihlallere yanıt verecek mekanizmalara halihazırda sahip olduğunu belirten Pillay, "Ellerindeki temel araç, uluslararası insan hakları hukukunu ve uluslararası insancıl hukuku ihlal eden hükümetlere karşı yaptırımlar yani ekonomik yaptırımlar uygulamaktır.
Bunu daha önce yaptılar." ifadelerini kullandı.Pillay, "Sivil toplumun sorduğu soru şu: 'Biz, halkın her gün tanık olduğu bu büyük ihlaller karşısında neden öylece oturup hiçbir şey yapmıyorsunuz? Televizyon ekranlarımızda bir soykırımın işlendiğini görebiliyoruz.'" diye konuştu.Güney Afrika'daki apartheid rejiminin sonlanmasında BMGK ve ekonomik yaptırımların rolüne dikkati çeken Pillay, "İşte o düzeyde bir işbirliğini ve Filistinlilere yönelik büyük ihlaller ile katliamın o düzeyde kınanmasını bekliyor ve buna çağrıda bulunuyorum." dedi.?"Kabul edemeyeceğimiz tek şey, hiçbir şey yapmamaktır"İsrail'in uluslararası alanda giderek yalnızlaşmasının ve işgal altında olan Batı Şeria'daki yerleşimcilere yönelik yaptırımların, İsrail'in yaptıklarının karşılığını ödemesini sağlayıp sağlayamayacağı sorulan Pillay, bu gelişmelerin, ülkelerin birlikte daha güçlü adımlar atmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.Pillay, "Kabul edemeyeceğimiz tek şey, hiçbir şey yapmamaktır." dedi.Nelson Mandela'nın, Filistinliler baskı ve işgal altında kaldıkları sürece Güney Afrikalıların özgürlüğün tadını tam olarak çıkaramayacakları görüşüne atıfta bulunan Pillay, Filistinlilerin apartheide karşı kullanılanlara benzer önlemler aradıklarını söyledi.Pillay, "Filistinliler, apartheid rejimini sona erdirmek için uygulanan türden adımlar atılması çağrısında bulunuyor.
Ekonomik boykotların öneminin farkındalar." ifadelerini kullandı.Ayrıca, İsrail hükümetinin, ülkenin Yüksek Mahkemesini zayıflatma çabalarına karşı İsraillilerin protestolarına değinen Pillay, hükümetleri sivillerin protesto hakkına saygı duymaya ve uluslararası ceza soruşturmaları konusunda işbirliği yapmaya çağırdı.Pillay, özellikle siviller acı çekerken uluslararası hukuk ilkelerinin tutarlı şekilde, seçicilik veya ön yargı olmaksızın uygulanması gerektiğini vurguladı.?"Soykırımı önleme görevi her devlete aittir"Pillay, soykırımı önleme sorumluluğunun yalnızca uluslararası örgütlere değil hükümetlere de ait olduğunu vurgulayarak, "(1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi) Soykırım Sözleşmesi çok açık.
Soykırımı önleme görevi her devlete aittir. Bu, soykırıma tepki göstermek ve suçlanan failleri cezalandırmakla ilgili değil bir amaca yöneliktir. Temel amaç, önlemektir çünkü bir grubun tamamen ya da kısmen yok edilmesi, kabul edilemez bir suçtur." ifadelerini kullandı.Ciddi ihlaller konusundaki uyarılara rağmen silah, istihbarat veya siyasi destek sağlayan hükümetlerin potansiyel yasal sorumluluklarına ilişkin Pillay, devletlerin uluslararası sözleşmeleri ve anlaşmaları kendilerinin oluşturduklarını anımsattı.Pillay, hükümetlerin siyasi çıkarları nedeniyle kendi taahhütlerini uygulamakta başarısız olduklarını savunarak, "Standartları onlar belirledi.
Şimdi bunları ayırmaksızın uygulamak zorundalar." dedi.Birleşmiş Milletler (BM) komisyonunun, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgaline ilişkin Uluslararası Adalet Divanından (UAD) danışma görüşü talep etmesi için BM Genel Kuruluna çağrıda bulunduğunu hatırlatan Pillay, İsrail'in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarındaki varlığının hukuka aykırı olduğuna hükmeden ve Filistinlilerin haklarına ilişkin yükümlülükleri ortaya koyan UAD'nin 2024'teki görüşünü memnuniyetle karşıladığını belirtti.Pillay, bununla birlikte hukuki süreçlerin sahada acı çeken insanlara kısa vadede faydalı olduğunu vurgulayarak, "Bu süreçlerin, insanların içinde bulundukları acil ve vahim durumu hafifletmek konusunda pek de yardımcı olmadığı fikrine katılıyorum.
Dünyanın dört bir yanında baskı altında yaşayan insanların haklarını savunmak ve bu hakların hayata geçirilmesini sağlamak için uluslararası hukuku kullanalım." diye konuştu.BM'deki "sistem adaletsiz"Birleşmiş Milletlerde (BM) hükümetlerin baskınlığı ve sivil topluma ayrılan alanın darlığına işaret eden Pillay, "Tabii ki sistem adaletsiz.
Birleşmiş Milletleri kim kontrol ediyor? Üye ülkeler, hükümetler." ifadelerini kullandı.Pillay, BM üyesi ülkeleri, sivil toplum kuruluşlarıyla yakın işbirliği içinde çalışmaya çağırdı.?ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımlarını kınama çağrısıABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımlarına ilişkin Pillay, "Roma Statüsü'ne taraf olsun olmasın dünya ülkelerini ve üye ülkeleri, ABD'nin bu mahkemeye yönelik kanunsuz tedbirlerini ve yaptırımlarını kınamaya çağırıyorum." dedi.Pillay, bu durumun kabul edilemez olduğunun söylenmesi gerektiğini ve UCM'nin bu engellerin üstesinden gelmesine yardımcı olmaları gerektiğini vurguladı.UCM çalışanlarının, bu baskılara rağmen çalışmalarını sürdüreceklerine inandığını dile getiren Pillay, "Yaptıklarını durdurmayacaklar çünkü bağlılıkları nedeniyle çalışıyorlar.
Herkes için adaletin sağlanabileceğine inanıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.?Pillay'a göre Nobel Barış Ödülü'nü kazanması "derin anlamlı"Pillay, 2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasının "beklenmedik, derin anlamlı ve büyük bir sürpriz" olduğunu ifade etti.Nobel Komitesinin, on yıllardır süren kariyerinin farklı yönlerini tanımasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Pillay, "Her zaman bir dava kazanamıyorsunuz.
Bazılarını kazanırsınız. Birçoğunu kaybedersiniz, özellikle apartheid altındaki Güney Afrika'da." dedi.Pillay, Nobel Komitesinin uluslararası barışa ve adalete katkılarını değerlendirmeye yönelik çabalarını takdir etmesinin ve çalışmalarını tanımasının "unutulmaz bir an" olduğunu sözlerine ekledi.

